Fuat Keyman

Siyaset bilimci, Sabancı Üniversitesi

“AKP kendi yarattığı kentlilerin desteğini kaybediyor”

Evet çıktı ama sonuçlar açısından tartışılacak da bir durum ortaya çıktı. AKP’nin buraya gelmesi, 1994’te Ankara ve İstanbul’u almasıyla başlamıştı. Bugün bakıldığında, evet çıkmış olabilir ama Ankara, İstanbul ve İzmir’den hayır çıktı ve 30 büyük şehirde oyu azalmış durumda. Kentli, eğitimli, kültürel olarak belli bir yere gelmiş kesim ‘hayır’ dedi. Yalnızca CHP ve HDP seçmeni değil, AKP ve MHP seçmenlerinin bir kesimi de denge denetleme temelinde ‘hayır’ dedi.

Bir yandan ‘evet’ oyu aldığı için yeni sisteme geçişi sağlama hakkına sahip bir parti var, bir yandan da 20 yıllık deneyime bakınca aynı parti destek kaybına uğramış durumda. AKP kendi içinde neden ‘hayır’ dendi diye tartışmak durumunda. Belediye çalışmalarıyla ilgili tartışmalar yaşanacak. Türkiye’deki güç dağılımına bakınca, AKP kendisinin yarattığı kentlilerin desteğini kaybediyor. Erdoğan, sistemsel değişiklikler yapmaya yüzde 55 ile başlamak isterdi ama bu olmadı. Bu anlamda sonuçlardan memnun olduğunu sanmam. Bu sonuç MHP’den mi, AKP’den mi çıktı bilmiyoruz ama MHP içindeki muhalifler MHP’yi zorlayacaktır. Çünkü MHP’den gelen ‘evet’ katkısının o kadar da büyük olmadığını görüyoruz.

Bu şartlar altında belki de 2019’dan önce seçimlere gidilebilir. Bu süreçte de çıkarılacak olan uyum yasalarının, denge ve denetleme isteyen kentli kesimleri dikkate alarak hazırlanıp hazırlanmayacağında, ülke içi dengeler kadar uluslararası dengeler de önemli olacak. Sonuçlar, kutuplaşmanın geriye gitmesi gerektiğini ortaya çıkardı. Ben elbette demokratikleşme ve Batı ile ilişkilerin iyiye gitmesini isterim ancak bu tercihin nasıl yapılacağını göreceğiz. Öte yandan, artık Erdoğan Genel Başkan olabileceği için AKP kurultay sürecine gidebilir ve bu yüzde 51’i konsolide etmek için kutuplaşmayı tercih edebilir, bu da ihtimal dahilinde.

Prof. Dr. Tanju Tosun

Siyaset bilimci, Ege Üniversitesi

“’Evet’in mimarı Kürtler”

16 Nisan’ın ‘Evet’inin mimarı, Kürtlerdir. Kürt seçmen, Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde 1 Kasım seçimlerindeki AK Parti - MHP oylarında artış dikkat çekiyor.
Buna karşılık çoğu ilde özellikle MHP’nin 1 Kasım’da oylarının yüksek olduğu illerde bir düşme var. Evet’in mimarı, Kürt seçmen. Bu anlamda önemli bir seçmen. 1 Kasım’daki AK Parti ve MHP oylarının üzerinde bir evet oyu dikkat çekiyor. Özellikle Güneydoğu’da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde. Batman’a bakalım, % 29,9 oy almış iki parti 1 Kasım’da. 16 Nisan’da % 36,5. Van’a bakalım, 1 Kasım’da % 32 almış iki parti. %42,8 ‘evet’ çıkmış. Siirt’e bakalım. % 38,9 almış AKP, MHP 1 Kasım’da. %47,9 ‘evet’ var.

Katılımda da keskin bir düşme yok, 1-2 puanlık bir azalma var. Bundan kaynaklanan bir durum değil. AK Parti’nin Kürt seçmeninin kendisine yetecek kadar bir kısmını ‘evet’ yönünde mobilize ettiği sonucu gösteriyor.

“Meşruiyet tartışması başlayabilir”

Sosyolojik anlamda bakıldığında yüzde 48-49 ‘hayır’lık kitlenin bulunması Türkiye sosyolojisinde anayasaya değişikliklerinin yüksek oranda kabul edilmemesi, meşruiyet tartışmalarını başlatma riski var. Bugün için bu meşruiyet özellikle YSK kararı üzerinden değerlendiriliyor ama önümüzdeki süreçte böyle bir tartışma gerçekleşebilir. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sosyolojik tabanı net bir biçimde yerinde duruyor. AK Parti’nin hakim parti olma durumu, ‘evet’ diyen kitleye baktığımızda yerinde duruyor. Sosyolojik tabanın yerine durması, AK Partisi’nin kurumsallaşmış bir parti olduğunu gösteriyor.

“MHP seçmeninin önemli kısmı ‘hayır’a yönelmiş durumda”

Bu tabloyu okuduğumuz takdirde, tam tersi bir durum MHP için söz konusu. AK Parti ve MHP oylarının 1 Kasım’da yüksek olduğu yerlerde, ‘Evet’lerde azalma söz konusu. Bu azalmada MHP seçmeninin Sayın Bahçeli’nin kontrolü dışında tercihte bulunduğunu düşünüyorum. MHP üst yönetimi açısından sorgulanması gereken bir durum. Partinin kalesi olabilecek Yozgat’ta 1 Kasım’da AK Parti-MHP oylarının toplamı % 76 iken, bugün % 74’e düşmüş durumda. Katılımda da düşme yok ama iki partinin oyu iki puan düşmüş. MHP seçmeninin önemli bir kısmı % 80 oran olarak tahmin ediliyordu bu ‘Hayır’a yönelmiş durumda. Çorum’a bakalım, orası da MHP’nin güçlü olduğu il. İki partinin 1 Kasım’da aldığı oy toplamı % 73,4. %64,6 oranında çıkmış ‘Evet’ oyu. Yozgat ve Çorum örneklerinden yola çıkarsak, MHP’nin seçmenini kontrol edemediğine işaret bu illerdeki sonuçlar.

Mesela İzmir’de AK Parti % 31 ile kendisini koruyor. CHP-MHP oyları %57-58 idi. Bu referandumda % 67-68 ‘Hayır’ çıkmış. Batının daha kentli, liberal, milliyetçi seçmeni Orta Anadolu’da olduğu gibi AK Parti’nin muhafazakâr otoriter söylemine takılmak yerine CHP etrafında ve söylemine dikkat kesildi. MHP üst yönetimi, batılı MHP seçmeni nezdinde, batıda sosyolojik, siyasal meşruiyetini yitirme aşamasında. MHP yönetiminden kaynaklanan bir faktör var. Bir de milliyetçi seçmeninin aynı zamanda batıya açık, kentli olması, yaşam tarzının da buna ilave edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Büyükşehirlerdeki kayıplar konusunda, AK Parti hükümetinin özellikle ekonomi politikalarına yönelik bir refleksin belirleyici olduğu kanısındayım. Bir de asıl büyükkentlerdeki ‘Hayır’ı yükseltenin, batının liberal seçmeni olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Taşgetiren

Gazeteci, yazar

“İstanbul ve Ankara sonuçları alarm niteliğinde”

AK Parti oylarında sanki MHP’nin eksikliğini doğudan, güney doğudan kapattığı gibi bir gözlemim var. Buradaki bir kısmın evetten, hükümetten yana kaydığını gözlemleyebiliyoruz. Bu sayede diğer yerlerdeki açığını kapattığını düşünüyorum. Diyarbakır gibi illerde 1 Kasım’da HDP’nin aldığı oylardan 10 puan gibi daha düşük aldığını, seçmenin evet cenahına geçtiğini gözlemliyoruz.

Yüzde 50+1 ile sonuç belirleniyor. Yüzde 51.3’lük sonuç gözüküyor. Hayırların beklenenin üstünde olduğu bir gerçek. Bu sonucun ‘evet’ kampanyasını yürütenler tarafından tatmin edici bulunacağını zannetmiyorum. Bu önemli bir şey.

‘Evet’ler neden düşük kaldı tarzında başlık açıldığında; MHP’den gelmesi beklenen oyların yeterince olmadığı, önemli bir kısmın ‘hayır’ cenahında kaldığı görülüyor. AK Parti’de belki oylamaya katılmayan, farklı davranın kesim olduğu anlaşılıyor.

Çok önemli sonuç, İstanbul ve Ankara’da ‘hayırlar’ın öne geçmiş olmasıdır. 1994’ten beri aynı çizginin Refah ve AK Parti çizgisinin iki büyük metropelde yerel yönetimi elinde bulundurduğuna bakılırsa, alarm niteliğinde.

Türkiye tablosuna bakıldığında, kıyıların tahmin edildiği gibi ‘hayır’ görüntüsüne katıldığını, İç Anadolu’nun ve Karadeniz’in etkin şekilde ‘evet’ten yana tavır koyduğunu görüyüyoruz. Bilinen bir harita, partiler biçiminde ayrışan, iktidar ve muhalefet bloku diye ayrışan görüntüydü. Evet ve hayır tarzında keskin hatlarla ayrışan görüntü söz konusu. Neden bu sonuç ortaya çıktı? Tahlil edilmesi gerekecek. Bu sonuçlar 2019’da Cumhurbaşkanlığı seçimine nasıl yansıyacak?

Hayır kampanyasını yürüten CHP vardı. Bu oylar CHP’nin oyları değil ama CHP yeni bir dil kullandı referandumda. Daha toparlayıcı olmaya çalışan, farklı toplum kesimlerini özellikle muhafazakar olarak nitelenen, AK Parti’nin hitap ettiği toplum kesimlerine ulaşmayı hedefleyen dildi. Belki yüzde 49’da yüzde 25 oy oranını büyütmek gibi bir arayışın içinde olacak.

Büyük gerilim MHP’de olacak. MHP bu sürecin fitilini ateşledi denebilir. O fitili ateşleme arkasında nasıl bir gerekçe var? Tam anlaşılmış değil. MHP’den ihraç edilenler ve hayır oyu verenler, önümüzdeki süreçte ayrı bir partileşmeyi gündeme alacaklardır. Yeni bir parti ile tanışılması mümkün olabilir.

Ben bugünkü yazımda etnik, mezhep, kültürel fay hatlarının derinleşmemesi noktasına özel itina gösterilmesi gerektiğini yazdım. Çıkan sonuç bu zaruriyeti net ortaya çıkıyor.

Ali Bayramoğlu

Siyaset bilimci, Yazar

“Evet ve hayır sonuçlarının çok yakın çıkması, toplumun ortadan bölünmesinin tescilidir”

Evet ve hayır sonuçlarının çok yakın çıkması, toplumun ortadan bölünmesinin tescilidir. Yüzde 51 evet, demokratik meşruluk tartışmalarını da beraberinde getirecektir. Kalan yüzde 49’unun nasıl yönetileceğine ilişkin de bir sorunu oluşacaktır. Kutuplaşma artacaktır. Bu sonuç 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan bazı hukuk dışı gelişmelere yönelik toplumsal onay olarak da sunulacaktır.

Kutuplaşmayı giderici, mutabakata ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde tam tersi değişikliklere yol açacak, kuvvetler birliğini öngören bir anayasa değişikliği kabul edildi. Ben özellikle toplumsal mutabakatın sağlanması konusunda umutlu değilim.

Bu yeni sistemde yasama ve yürütmenin tek bir patronu olacak. Yargıyı da devlet başkanı atayacak. Bu sisteme geçişi için gerekli olan Seçim Yasası, Siyasal Partiler Yasası gibi düzenlemelerin, yüzde 49’un endişeleri göz önüne alınarak yapılıp yapılmayacağını göreceğiz. Ama bu gibi düzenlemelerle demokratikleşme adımları atılsa bile, yeni anayasanın ortaya çıkardığı vahim durumu telafi eder mi emin değilim. Daha güvenlikçi bir anlayışla hareket eden bir iktidar varken, bu değişecek yasalarla demokrasi hayalleri kurmak da ham geliyor bana.

“AKP’de neden oy kaybettik tartışması olacağını sanmam“

AKP içinde neden oy kaybettik, diye bir tartışma olacağını sanmam. 2013’ten beri AKP örselenme yaşıyor, bu durum muhafazakâr kesim içinde tartışılıyor. AKP sosyolojisinde durum tartışılıyor ama parti yönetimi içinde bu tartışmanın yapılacağını sanmıyorum. Erdoğan iktidarı konsolide oldu ve diğer tüm siyasi aktörler de ona bağlı.

“Bahçeli gücünü koruyacaktır”

MHP açısından da Bahçeli’nin gücünü koruyacağını ve iktidarın fiili ortağı olacağını tahmin ediyorum. MHP siyaset karşıtı bir siyasi parti ve bu umutsuzluğumu arttırıyor.

Prof. Dr. Mesut Yeğen

Sosyolog, Şehir Üniversitesi

“Mağlup sayılır bu yolda galip”

“Hukuki sonuç anayasa değişikliğinin kabul edildiğini gösteriyor. Siyasi sonuç karmaşık. Mağlup sayılır bu yolda galip. Galip var ortada ama galip sayılabilir mi ciddi şüphelerim var. İki parti tarafından desteklenen teklif, yüzde 60 civarında oy oranları var. Alınan sonuç, yüzde 51.

Siyaseten tahminin o ki türbülansa girildi. İki sene sonra Erdoğan’ın başkanlığının garanti olmadığını gösteren bir türbülans.

Bölgesel düzeyde baktığımızda MHP seçmeni ortadan ikiye bölünmüş durumda. Kırdaki MHP ‘evet’ten yana, kentteki MHP’liler ise ‘hayır’ tercihinden yana oy kullanmışlar. MHP ikiye bölündüğü, çok etkisizleşeceği döneme girmiş bulunuyor. Sistem değişikliği yaşadığı için, parlamenter sistemde kalmış olsak, yeni parti çıkma ihtimali olurdu. Başkan adaylarını konuşacağımız için artık yeni ittifaklar, bloklaşmalar konuşulacak.

Türkiye siyaseti iki tercih üzerinden ilerleyecekse, CHP’nin eskisinden de güçlendiği döneme girmiş bulunuyoruz. AKP ve CHP merkezli siyaset oluşuyorsa, bu bize iki sene sonraki başkanlık seçiminde HDP, Kürtler çok pratik rol oynayacak.

Alınan sonuçlar ve yaşanan olumsuzluklara rağmen, HDP etrafındaki Kürtlerin hayır seçeneği etrafında kaldığını gösteriyor. 2019’a bugünkü biçimde ilerleyecek olursak, Kürtlerin tercihini kazanmanın başkanlık yarışına girenler için önemli olacağını gösteriyor. Üç seçmen bloku oluşmuş durumda bir AKP’deki hayıra yakın MHP’liler, CHP’ye yakın MHP’liler ve Kürtler.

İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerdeki resmi olmayan sonuçlar, yıllardır çalışan bir dinamiğin tersine dönmüş olduğunu gösteriyor. AKP, büyük enerjisini büyük şehirlerden alıyordu. Orta Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu hattına sıkıştığını, diğer taraflarda gücünü yitirdiği gösteriyor. Ekonomisinin büyük kısmını oluşturan nitelikli nüfusun olduğu yerlerde cazibesini yitirmiş durumda.”

Doç. Dr. Vahap Çoşkun

Hukukçu, Dicle Üniversitesi

“Kürtler sorunu bu iradenin çözebileceğini düşündükleri için oy verdiler”

Bir kere bu kadar dengesiz bir ortamda çıkan sonuç, evet cephesini çok da mutlu etmemiştir. Çünkü zaten yarı yarıya bir sonuç var.

AKP-MHP işbirliğinin pek iş görmediği anlaşılıyor. AKP ve MHP’nin güçlü olduğu iller vardı. Osmaniye, Anlatya, Mersin gibi. Ama oradaki oylar toplanınca, sanıldığı gibi yüksek çıkmadı. MHP tabanı bu işbirliğine vize vermedi.

Kürt bölgesine bakınca da, AKP’nin aldığı oylardan yüksek evet oyu çıktı. 1 Kasım’da Diyarbakır’da AKP yüzde 21 oy almıştı ama şimdi yüzde 33 evet çıktı. Dolayısıyla bu referandumda uca ucuna elde edilmiş bir evet başarısı varsa, bu artışı Kürtler kazandırdı, MHP ile yapılan işbirliği değil.

Seçmen, Kürt sorununun çözümünde AKP dışında alternatif yok dolayısıyla elini güçlü tutmak lazım, diye düşündü. Kürtler açısından “1982 Anayasası’nın kabul edilebilir tarafı yok ve ondaki her değişiklik, belki farklı bir duruma yol açar” düşüncesi var. HDP dışındaki bazı partiler de mesela Hüdapar açıktan evete destek verdi.

Bundan sonra iktidarın iki hususa dikkat etmesi gerekir. Birincisi, farklı hassasiyetleri göz önüne almak durumunda. Bundan sonra bu yeni anayasaya uygun bazı yasa değişiklikleri yapılacak. Siyasi Partiler Yasası’nda, Seçim Yasası’nda. Toplumu rahatlatacak, demokratik değişiklikler gerekiyor. İkinci husus da, Kürt meselesi konusunda, sorunun çözümü için siyasi bir tasarrufta bulunması lazım. Sonuçta Kürtler, bu 18 maddeyi çok benimsedikleri için değil, sorunu bu iradenin çözebileceğini düşündükleri için oy verdiler.

HDP’nin tabanın boşaldığı gibi argümanlarda bulunulmuştu. Bunların da doğru olmadığı anlaşıldı. Bölgeyi değerlendirirken, iki tarafa da keskin yargılarda bulunmamak lazım. Seçmenin oyu kimsenin cebinde değil.

Burhanettin Duran

SETA Genel Koordinatörü, İbn Haldun Üniversitesi

“Türkiye demokrasi tarihinde sivillerin yaptığı ilk değişiklik”

Türkiye için çok kritik bir karar verilmiş oldu. Türkiye’nin mevcut sisteminden çıkarak yeni bir sisteme geçiş kararı verdiğini görüyoruz. Neticede yeni olanı seçmek zordur, kolay değildir. Burada yüzde 30’larda desteğe sahip olan başkanlık sistemin için dönüşüm olduğu kanaatindeyim. 2019’da seçimlerle geçilen noktaya gelindiğinde daha da yükselecek.

Türkiye artık böyle bir değişimi gerçekleştirme noktasına geldi. Yüzde 51 başarı olarak görülürse Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 60’ları bulabilir. Kritik nokta aşıldı. Artık geriye dönülmez.

Türkiye demokrasi tarihinde sivillerin yaptığı ilk değişiklik. Bu açıdan eşsiz. Başkanlık sisteminde çok büyük farklar zaten oluşmaz, ABD’de de öyle. ‘Evet’in 1,5 -2,5 önde olmasına bakıp da “sistemin değiştirilmesi kararı zayıftır” derseniz, tersinden bakıldığında da uzun süredir Türkiye’nin yönetildiği sisteme destek yüzde 48’de kalmış, denebilir.

Bunun başlangıç olduğunu düşünürseniz, bunun bir trend olduğunu görürsünüz. İstanbul, Ankara’da ‘hayır’ın önde olmasını, AK Parti ve MHP kendi içinde değerlendirmeli. Basit bir yöntemle “‘evet’ ve ‘hayır’lar aynı oranda değil” demek doğru değil. Bu partilerin seçimi değil, sistem değişimi kararı. Erdoğan’ın yönetmesini isteyip, sistem değişikliğini desteklemeyenler de olabilir.

Hayır cephesi de sonucu iyi analiz etmeli. MHP’nin kendi içindeki mücadelesinin bir miktar daha derinleşeceğini ön görebiliriz sonuca göre. İş, cumhurbaşkanlığı seçimine doğru gidiyor, sonraki gündem o.

MHP en çok zorlanacak olan parti. CHP ve HDP ile mi aynı yerde duracak, AK Parti ile aynı yerde mi duracak? Devet Bahçeli’ye yönelik eleştirilerin artması söz konusu olabilir. Kısa süreli sıkıntı olabilir. Bahçeli bu süreci yönetebilirse, muhalefetin zemin kaybedebileceğini düşünüyorum.

Alper Görmüş

Gazeteci

“AK Parti Türkiye’yi yönetme konusunda daha kucaklayıcı olmazsa, bu itiraz derinleşecek“

“Her ne kadar memnun olduklarını söyleseler de, sonucun iktidarı ve Erdoğan’ı çok memnun ettiğini düşünmüyorum. Anayasa oylaması sonucunda biraz daha yüksek oy çıkması durumunda sağlayacağı meşruiyet duygusu yüksek olurdu. Bundan sonrası da iktidara bağlı. Türkiye gerilmeye devam edecek mi, etmeyecek mi? İktidar ve Erdoğan’ın tercih edeceği siyasete bağlı.

Özellikle Ankara, İstanbul’un sembolik önemini hepimiz biliyoruz. AK Parti’yi geleneksel olarak destekleyen bir seçmen bloğunda, ki yüksek oy veren ilçeler Üsküdar, Fatih, Zeytinburnu, artık bir itiraz olduğunu gösteriyor. Bunun AK Parti’ye temelden bir itiraz olduğunu söyleyemeyiz. Ancak tıpkı 7 Haziran seçimlerindeki gibi bir uyarı niteliğinde. “AK Parti 7 Haziran benzeri uyarıya hazır olmalı” yazmıştım. Şu anda da böyle bir durum var. İktidar şayet bu mesajı doğru okuyabilirse, Türkiye’yi yönetme konusunda daha kucaklayıcı olabilirse -ki ümitli değilim- AK Parti yeniden toparlanabilir. Aksi takdirde bu itiraz derinleşecek.

İdam meselesi çok önemli. Bunun sonuçları çok açık. İdamın getirilmesi, Türkiye’nin batıdan kopması anlamına gelir. Avrupa Konseyi bağlantıyı, AB müzakereleri keseceğini ilan etti. Buna rağmen idamın vurgulanması Türkiye’nin yine gerilimle yönetileceğine dair sinyal veriyor. Umarım yanılırm. Bu sonuçlar Türkiye’ye sakinlik, huzur getirecek gibi durmuyor.

“Hendek savaşlarına tepki”

Kürt oylarına baktığımızda, birkaç il hariç AK Parti’nin evet oylarının yükseldiğini görüyoruz. Bunun bir tepki oyu olduğunu düşünüyorum. PKK’nın 2015-2016’da yürüttüğü, halk savaşı adını verdiği, şehirleri hendeklerle donatarak yürüttüğü savaşın Kürtler tarafından benimsenmediğini, tepki ile karşılandığını gösteriyor. HDP’nin çıkarması gereken büyük bir ders var.

Genel olarak solun da buradan çıkarması gereken büyük bir ders var. Ben dahil bazı kişiler hendek kazarak yürütülen savaşın çok olumsuz sonuçlar doğuracağına, Kürtleri HDP’den uzaklaştıracağına dair yazılar yazdığımızda eleştirilmiştik. Bu sonuçlar, eğer evet oyları yükselmişse, HDP’nin yeteri kadar itiraz etmediği o mücadelenin ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha gösteriyor. HDP’nin, hak mücadelesini şiddetle yürütmenin bir anlamının kalmadığını anlaması lazım.

“MHP’nin bütünlüğünü koruyabileceğini düşünmüyorum”

MHP’nin de bütünlüğünü koruyabileceğini düşünmüyorum. Zaten Bahçeli çok zayıflamıştı. Kongre zamanında yapılabilseydi, Bahçeli’nin kaybedeceği görülüyordu. MHP çok büyük çalkantılara gebe. Bu geceden sonra bildiğimiz anlamda MHP’nin var olduğunu söyleyemeyiz.

Avni Özgürel

Gazeteci

“Siyaset silkelendi”

Türkiye’de siyasetin silkelendiği bir referendum yaşadık. Bu evet cephesine destek de değil, hayır cephesine destek de değil, bu yüzde 51 Erdoğan’ın oyu. Evet diyenlerin bu 18 madde içinde belki de içlerine sinmeyen maddeler var ama sırf Erdoğan diye oy verdiler.

Bu referandumun başka bir sonucu da şu, AKP büyükşehirlerde kaybetti. Bunu masaya yatırıp gerçekten tartışmaları gerekiyor, buna sosyolojik bir izah getirmeleri gerek, fakat AKP bunu yapar mı göreceğiz.

Bütün gelişmelere rağmen HDP’nin oyları da duruyor. Eş Genel Başkanları hapiste, kampanya yapamadılar ama yine de oyları duruyor. MHP seçmeninde ciddi bir küskünlük var. CHP de hayır oylarını kendi hanesinde görürse, büyük bir hata yapar. Bu hayır oyları içinde Saadet Partisi’nin oyu da var, MHP küskünlerinin oyları da.

Yüzde 49’un endişelerine yönelik bir Seçim Kanunu, Siyasal Partiler Kanunu yapılıp yapılmayacağını da AKP’nin bu referendum sonuçlarını değerlendirdiği ilk toplantısından çıkacak sonuçlara bakarak söyleyebiliriz ancak. Demokratikleşme, AB ile ilişkiler gibi konularda yeniden değerlendirme yapılması gerekecek.

Fakat artık buradan geri dönüş yok. İki yıl içinde seçimler var. Şimdi bütün partilerin oturup sistemi dönüştürürken ne yapılması gerektiğine kafa yorması ve önümüzdeki seçimlerde - ki o seçimler artık cumhurbaşkanı seçimleri, ne yapacaklarını düşünmeleri gerekiyor.

Ümit Fırat

Yazar, yorumcu

Siyasetten soğuyan Kürtler sandığa gitmedi

Kürtlerin bir kısmı son iki yılın travmasından sonra siyasetten soğuma, politik aktiviteden uzak durma eğilimine girmişlerdi. Bezginlik vardı. Böyle düşünenler sandığa gitmedi. Bir de HDP’ye oy vermiş, yarın bir seçim olsa belki yine HDP’ye oy verecek bir kesim de referandumda evet dedi.

Erdoğan, enkaz haline gelmiş bir parti ile, bir genel kurul yapsa lideri devrilecek bir partiyle MHP ile işbirliği yaparak kitle desteği umdu ama öyle olmadı. Yanlış bir tercihti. Çıkan sonuçta evet oyları da zayıf kaldı. Ancak Erdoğan’ın tepeden bakan özgüveni de zedelenmiştir, diye düşünüyorum.

Ben uyum yasalarının bir an önce geçirilip, erken seçime gidilmesini bekliyorum. Bu uyum yasalarının da reform, demokrasi güçlendirme telaşından uzak olabileceğini tahmin ediyorum. Sonuçta MHP baraj altı, HDP de öyle olabilir. Burada bir fırsat görebilir AKP.

Etyen Mahçupyan

Gazeteci, yazar

“Yönetilmesi çok zor bir Türkiye’ye doğru gidiyoruz”

Bu rakamların doğru olduğunu varsayarak konuşuyoruz şu anda çünkü bir sürü iddia var bildiğiniz gibi. Bu, bir anayasa değişikliği ve ülkeninin yönetim sistemini değiştiren bir teklifti. Teklifi veren partilerin ikisi birlikte yüzde 63’e yakın bir oya sahipler ama sahada gördüğümüz şey, bu oyun sadece yüzde 51’ alınabildi. Diğer partilerden de gelen kırıntılar, oylar var. AK Parti – MHP koalisyonu hayal ettiği sonucu sahada göremedi. Üç büyükşehir kaybedildi. Muhafazakârların çok yoğun olduğu semtler, mesela Üsküdar, hayır dedi.

Şimdi bütün bunlar çok sıkışmış, yönetilmesi çok zor olan Türkiye’ye doğru bizi götürüyor. Yani bir tarafta tüm yetkileri bir elde toplayan, tüm sorumluluğu dolayısıyla tek başına taşıyan bir kişi ve onun etrafında ürettiği bir hükümet olacak. Öyle bir sistem ki bu, hem yargı hem yasama üzerinde de önemli nüfuz hakkı olacak. Öte yandan da bu referandumla birlikte de bu güce rağmen yönetemeyeceği bir Türkiye’yi de aynı anda yaratacak. Bu olay, çok açık söylemek gerekirse, sağduyulu bir olay gibi gelmiyor.

Siyaset açısından baktığımızda, Türkiye’de bir basiret kaybı yaşadık. Son bir sene Türkiye’nin kolay kolay tamir edemeyeceği olumsuz sonuçlar üretir diye endişeliyim. Çok uzun zaman alabilir tamiri. Burada var olan tehlikeyi görüp yeniden bir ortak akla dönme, yeniden toplumsal kesimler arasındaki ilişkileri kurmaya hevesli, o yönde bakan bir yönetim yapısı lâzım. Bu olur olmaz mı ondan da emin değilim. İnşallah olur.

Bir toplumun yüzde 50’sinin hayır dediği oyun kuralı sisteminde oyun oynanamaz. Burada herhangi bir yaptırım ya da tasarruf kararı almıyoruz. Yüzde 50’den biraz fazla çıkmasını yeterli sayamayız. Oyunun kurallarını değiştiriyoruz ve toplumun yarısı bu kurallarla oynamak istemiyor. O diğer yarısına herhangi bir şeyi empoze etmenin çok ağır sosyolojik ve siyasi maliyetleri olur. Bunlar uzun vadeli olur. Hakikaten geri dönüşü de çok zor olur. Umarım sağduyu galebe çalar.

“MHP, bu işin kazananı, AK Parti artık MHP’ye mahkum”

MHP zaten istediğini aldı, şu anda hem iktidarın hem de bürokrasinin en önemli ortağı. Bu, MHP için çok iyi bir sonuç. Çünkü bundan sonra AK Parti’nin kendisine mahkum olduğunu gösterir. MHP bu işin kazananı. Yüzde 60 çıksaydı kazananı olmayacaktı ama yüzde 51 MHP’nin kazandığını gösteriyor bize. AK Parti artık MHP’ye mahkum.

AK Parti kaybetti çünkü kendi başına bile yapabileceği bir şeyi başkasıyla beraber kendisini yıpratarak yaptı. Ders çıkarması gereken, AK Parti’dir. AK Parti’yi başından beri ve halen destekleyen biri olarak söylüyorum, şu ana kadar yaptığı en büyük yanlıştı.

Büyükkentlerin kaybedilmesi, içerde bir tartışma yaratacaktır ama bunun siyasete yansıması konusunda kuşkularım var. Bunu görenler siyaseten öne çıkmıyor. Türkiye için bu bekleyişler pek hayırlı olmuyor. İhtiyacımız olan, tartışma ortamı ve AK Parti içinde o ortak aklın tekrar devreye girmesi. Olabilirse hayırlı olacak ama pek gerçekçi de görmüyorum.

“CHP hâlâ insanları denize dökmekten bahsederse”

CHP, kendi seçmenini sandığa götürdü. Kendi tabanına hakim olma, hâlâ bir siyasi aktör olarak var olma şeklinde bir durumu var. CHP’nin neredeyse doğal sınırlarına gelmiş durumdayız. Partiyi aynı nitelikleriyle korumaya kalktıkları zaman da buradan daha fazla ilerleme şansı yok. Geleceğe yönelik dinamik analizin CHP üzerinde yapılma şansı yok. CHP, var olan durumlara artı ya da eksi refleks veren bir olarak kalacak demektir. Dolgu malzemesi olarak kalacak demektir. Muhalefeti böyle olduğu sürece iktidarın da seviyesi düşüyor.

CHP, bu sonuçları Kemal Kılıçdaroğlu’nun zaafı ya da yenilgisi olarak okumayacak. Oradaki pozisyonunu güçlendirecek. Paralize olmuş bir genel başkan görüyorum. CHP seçmeni nezdinde başarılı görüyorum. Bütün seçimleri kaybetmesine rağmen orada kalmayı başardı. 35’e çıkmadı ama 15’e de inmedi. Yüzde 25’te kalmayı başaran birisi.

Şunu söylemek de mümkün: Bugün iyi bir CHP olsaydı AK Parti’ye oy verenlerin, AK Parti tabanının yüzde 10-15’i o CHP’ye oy vermeyi düşünebilirdi. Nasıl ki AK Parti’nin iyi olduğu dönemlerde de demokratik açılımlar yaptığı dönemde de laik kesimin yüzde 10-15-20’si AK Parti’ye oy verdi. Bu geçişlilik var. CHP rahatlıkla 38’e çıkabilecek bir parti ama hâlâ insanları denize dökmekten bahsederseniz olmaz.

Sedat Yurtdaş

Gazeteci, yazar

“Bu sonucu Kürtler kazandırdı”

Sandık yarışı eşit koşullarda yapılmadı. Referandum devlet kampanyası gibi yapıldı. Hayır kampanyası üzerinde ciddi baskı vardı. Her zaman tartışılacak bir konu olacak bu. Fakat yine de, hatta Avrupa ile siyasi dalaşmaya rağmen, AKP beklediği düzeyde de evet çıkartamadı. Dolayısıyla kutuplaşmanın en yüksek noktaya taşındığı bir süreç ve sonuç oldu.

Bu sonucu, sandığa gitmeyerek ve oy tercihi değiştirerek Kürtler kazandırdı diyebiliriz. Eyalet tartışmaları bu tutum değişikliğine yol açtı. Ayrıca AK Parti’nin bölge milletvekillerinin bazıları başkanlık olduktan sonra Kürt sorununun çözümünün gündeme geleceği mesajını vurguladı. AKP, bu yola MHP ile çıkmış olabilir ve onunla yürümüş olabilir ama MHP’nin tayin ediciliği devam ederse AKP içeride ve dışarıda baskıyla karşılaşacak. AKP’nin kullandığı dil yumuşayacaktır.

HDP yara almış, hukuk savaşı veren bir parti. Baskı altında. Bazı merkezlerde oyunu korudu ama mesela Hakkari’de yüzde 90’dan 80’e düştü. 7 Haziran seçimlerindekine benzer bir ivme kazanması için kendi içinde çalışmaya ihtiyacı var. Ancak henüz sözünü söylemedi de. Çünkü milletvekilleri cezaevinde. Belediye başkanları görevden alınmış. Atamalarla yönetiliyor bölge. Bu sürecin nasıl sonuçlanacağını, bu şartlar altında, Rojava’daki gelişmeler de etkileyecek.

Gürbüz Özaltınlı

Yazar

“MHP’de Muhalifler etkili oldu, Bahçeli değil”

Erdoğan’ın başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bu tabloyu başarı olarak yorumlayacağını sanmıyorum. Değişim hakikaten köklü bir değişim ancak aradaki fark bunu taşıyacak, buna güçlü bir meşruiyet sağlayacak kadar güçlü çıkmadı. Bekledikleri şey bu değildi.

Tam bir bölünmüşlük var. Toplum bir mesaj verdi. Kendi durumunu anlattı. Çeşitli duygularla destekleyenler olduğu kadar çeşitli duygularla reddedenler var. Anayasa değişikliğinden bahsediyoruz, Anayasa’yı değiştirecek bir çoğunluk değil bu. Herhangi bir yasa olsa o başka bir şey. Böyle bir değişime meşruiyet kazandırmak için toplumun önemli bir çoğunluğunun onayını almak lazım. Ama ortaya çıkan tablo öyle değil.

İki partinin ittifakı, koalisyonu vardı. İkisinin de oy oranı yüzde 60’ın üzerindeydi. Bu kadar topluma abanma, böyle bir ittifakın alacağı sonucun bu olmaması lazım. Teklifin onaylandığından çok reddedildiği fikrindeyim. Yüzde 51, yüzde 49. Bu doğru ama yüzde 51 ile toplumu tam ortadan ikiye bölerek bu kadar büyük yetkileri tek bir elde toplayıp toplumu sorumsuzca yönetemezsiniz. Düşüncem bu.

Ben CHP cephesinde bir moral bekliyorum. Yani kendine daha fazla güvenen bir parti psikolojisi olur diye düşünüyorum.

MHP tam bir krizde zaten. Kasım seçimlerinden sonra ağır bir kriz yaşadı o parti. Devlet Bahçeli, olağanüstü koşullarda statüsünü korumaya çalıştı. Arkasından da bu politikayı geliştirdi. Tabanına hakim değil. Bu siyaseti kabul ettiremedi. Yeni partileşme ihtimali var. muhalifler, sahaya çıktılar ve hayır kampanyası yürüttüler ve onlar etkili oldu, Bahçeli değil.
Metropolleri kaybettiler. Anayasadan bahsediyoruz. Bütün toplumu yönetme sistemine yönelik derin bir değişiklikten bahsediyoruz. 5 büyük kentin 4’ü hayır diyor. 3 büyük kentin 3’ü de hayır diyor. İstanbul’da Erdoğan ilk defa kaybediyor. Buna başarı demek mümkün değil.

Doç. Dr. Murat Somer

Siyaset bilimci, Koç Üniversitesi

“Büyükşehirlerdeki irade çok önemli”

Öncelikle resmi sonuçları Yüksek Seçim Kurulu ilan etmemiş durumda. CHP’nin ve HDP’nin ciddi itirazları söz konusu. Bu durumun ortaya çıkması lazım önce. Seçmenin iradesinin tam olarak, net şekilde ortaya çıkması lazım. Şu anda en çok tartışılması gereken olağan dışı olan durum, YSK’nın kafa karıştıran kararları oldu. Böyle önemli bir referandumda zafer ilan etmeden önce partilerin centilmenlik içinde sabırlı olmaları gerekir. Önemli olan, doğru sonucun ortaya çıkması. Resmi olmayan sonuçlar az farkla ‘evet’ gösteriyor.
Buna rağmen hükümet itirazları dinlemeden kesin sonucu ilan etti, daha sonra da YSK açıklama yaptı. Bu durum her şeyden önce “hayır” diyenlerin haklılığını gösteriyor, yani tarafsız bir cumhurbaşkanının sistem için ne kadar önemli olduğunu. Meclisteki 2. ve 3. büyük partinin itirazlarını yok sayarak sonucu ilan eden makam, aynı zamanda oylamanın galibi olacak olan iktidar. Oysa bu durumda tarafsız bir cumhurbaşkanı olsaydı, durun bakalım, derdi, her iki tarafı da dinlerdi, ‘evet’ diyenleri de ‘hayır’ diyenleri de tatmin edebilecek adil bir süreç olurdu.

Bu sonuç değişmese bile bütün devlet olanaklarının ‘evet’ için kullanıldığı ‘hayır’ kampanyasının kısıtlandığı yarış ortamında, seçmenin yarısına yakınının ‘hayır’ dediği ortaya çıkıyor. Bu bir partiler arası seçim değil, referandumdu. Rejimin temel yapısında önemli değişiklikler içeren oylama, hiç eşit olmayan bir kampanya ortamında yapıldı. Meşruiyet sorusu ortaya çıkıyor.

Daha az önemli değişikliklerin oylandığı 2010 referandumuna göre, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimine göre, iktidar açısından büyük oy düşüşü söz konusu. Büyükşehirlerdeki irade çok önemli. Küçük illerde daha çok hizmetlerin gelişmesi, devlet imkanları, oyların artmasında daha etkili olabilir. Büyük iller ekonominin, ticaretin, eğitimin merkezi olan yerler. Büyük ölçüde gönüllülük ve sivil inisiyatife dayalı ‘hayır’ kampanyasının bu kadar oy alabilmesini doğru okumak gerekiyor.