HULÛSİ AKAR GENELKURMAY BAŞKANI
CEVAPSIZ SORULAR
İstihbarat
Hulûsi Akar
Necdet Özel
Adil Öksüz
İLGİLİ HABERLER
Akar’ın ifadesi soruları cevaplamadı
Kuşatılmış bir Genelkurmay Başkanı
Karşılaştırmalı darbe ifadeleri
15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından sonra herkesin gözlerini çevirdiği isim Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar oldu. Darbeye karşı çıkmış, darbecilerin imzalatmak istediği bildiriyi imzalamamış, "Kanaat önderimiz Gülen ile sizi görüştürelim" teklifini geri çevirmişti. Bu haliyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisine teşekkür edilmişti. Genelkurmay Başkanı Akar, darbe girişimi sonrasında müşteki (şikâyetçi) sıfatı ile 18 ve 19 Temmuz tarihlerinde iki ayrı oturum halinde Cumhuriyet Savcısı Ahmet Akça’ya altı sayfalık ifade verdi. İfade metninde, 18 Temmuz günü başlayan ifade verme işlemine, “müştekinin yoğun programı nedeniyle ayrılması gerektiğinden” saat 16.55 itibariyle ara verildiği, bir gün sonra Genelkurmay Karargahı’ndan bilgi verilmesi üzerine 19 Temmuz 2016 tarihinde saat 14.00 sıralarında ifade işlemine devam edildiği bilgisi yer aldı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a neden bilgi verilmedi? Genelkurmay Başkanı Akar, ifadesinde, saat 17-18 sıralarında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in yanına geldiğini ve kendisine MİT’ten gelen bilgiyi aktardığını, bu bilgiyle ilgili görüşmek üzere MİT’ten bir heyetin yolda olduğunu söylediğini belirtti: "Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile âcilen alınacak tedbirleri tartışmaya başladık. Derhâl ve öncelikle karargâhımızdaki SKKHM ile görüşüp, sadece Ankara hava sahasının değil, tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim. 2. Başkan Yaşar Güler de bu emri Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi'ne iletti ve bu şekilde tüm askeri hava araçlarının uçuşlarının durdurulması emrimiz ulaştırılmış oldu. MİT'ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi bakımından ve bilgide belirtilen uçuş faaliyetlerinin somutlaştırılması ihtimâline binaen bu hususun açıklığa kavuşturulması için Kara Kuvvetleri Komutanı'na derhâl gereken en hızlı ve etkili tedbir ile işin üzerine gidilmesi için emirlerimi verdim. Kurmay Başkanı, Merkez Komutanlığı'ndan ve Adli Müşavirlik'ten personeller alıp, Kara Havacılık Okulu'na derhâl gitmesi, olayı tereddüde yer bırakmayacak şekilde çözüp, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde almasını talimatlandırdım. Gittiğinde devamlı bilgi vermesini söyledim. Değerlendirmelerimizde gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütalaa ettik ve aldığımız bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ı telefondan arayıp, bizzat Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeni'ne gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın hiçbir sebeple birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesi yönünde tedbirler almasını emrettim. Bu şekilde öncelikle tedbirleri aldıktan sonra toplantımız bitti." Yukarıdaki ifadeden, saat 16.00’da MİT’e gelen istihbâratın ardından saat 18:30’a doğru teyidinin alınıp gerekli yerlere emirler gönderildiği anlaşılıyor. Hulûsi Akar’ın ifadesinde, yukarıdaki tedbirleri aldırmasının ardından, neden Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na bilgi vermediği konusunda bir açıklaması yok. Al Jazeera Türk bu soruyu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a iletti, ancak kendisi bir cevap vermedi. Genelkurmay Başkanı’nın bu konudaki suskunluğu sürüyor. Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden haber verilmedi? Hulûsi Akar, istihbârat teyidinin ardından; “…Tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim…” diyor. Neredeyse, tüm hava unsurlarına emirler gönderilirken, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’a haber verilmediği, Ünal’ın savcılığa verdiği ifadeden anlaşılıyor. Ünal ifadesinde şöyle diyor: “21.30 sıralarında eşim beni telefonla aradı. Genelkurmay'da görevli Hava Korgeneral Fikret Erbilgin'in gözaltına alındığını bana söyledi ve durumun ne olduğunu merak ettiğini söyledi.” Hava Kuvvetleri Komutanı, darbeden eşinin telefonu sayesinde 21.30’da haberdar olduğunu söylüyor. Ünal, ifadesinin devamında, haber almasının ardından, darbe girişimini önlemek için gerekli yerlere emirler verdiğini anlatıyor. Ünal bütün bunları yaparken İstanbul’da düğünde bulunuyordu. Ünal yine kendi ifadesine göre 23:30’da darbeciler tarafından derdest edildi. Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın tüm askeri uçuşları yasaklama emri verdiği zaman, 18.30 ile 19.00 saatleri arası. Darbecilerin kendisine gelip darbe girişimini haber verdikleri ve kendisinin tepki gösterdiği saat ise, yine kendi ifadesine göre saat 21.00’e doğru. Bu iki saat boyunca Hulûsİ Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden bilgi vermediği de yanıtı beklenen sorular arasında. ‘Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, “Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’nı bizzat aramadığını ancak, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nin Abidin Ünal ile bu bilgiyi paylaştığını” bildirdi. Al Jazeera’nin bu konuyla ilgili sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay Başkanı ihbarcıdan alınan bu bilgi üzerine Hava Kuvvetleri unsurlarına yönelik de bir tedbir alınmasının yararlı olacağını öngörüyor Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi Amiri tarafından Genelkurmay Başkanının emri tüm Kuvvet Komutanlıklarının Harekat Merkezlerine iletiliyor. Genelkurmay Başkanı, Gnkur.II’nci Başkanına da ayrıca emir veriyor ve Gnkur.II’nci Başkanı tarafından da ilaveten; Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi saat 19:06 itibariyle aranıyor ve Türk Hava Kuvvetlerine ait tüm hava araçlarının uçuşlarının durdurulması talimatı veriliyor. Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi saat 19:21 itibariyle bu bilgiyi Hv.K.K. Org Abidin ÜNAL ile paylaşıyor. Hv.K.K gerekli bütün merkezleri arayarak emrin yerine gelmesini sağlıyor ve saat 20:30 sularında Genelkurmay Başkanını arayarak emrin yerine getirildiğini bildirmek istiyor. Ancak o sırada darbeciler tarafından alıkonmuş olan Genelkurmay Başkanına çeşitli mazeretler söylenerek ulaşması engelleniyor.” Akın Öztürk iknacı mı, darbeci mi? Darbe girişiminden 6 gün sonra, 21 Temmuz tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından darbe girişimine ilişkin yapılan açıklamada, darbenin lideri olduğu öne sürülen ve hâlen tutuklu olan Emekli Orgeneral Akın Öztürk için, "...Hv.K.Komutanı Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ü arayarak kendisine, 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı'dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı'ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir" ifadesi kullanılmıştı. Bu açıklama, "TSK, Öztürk’ü temize çıkardı” şeklinde yorumlanmıştı. Oysa, Hulûsi Akar ifadesinde, darbecilerin teslim olma kararını vermelerinin ardından kendisi ile birlikte Başbakanlığa gelmek isteyen Akın Öztürk için; “Ben pozisyonu itibariyle ve gece boyunca şahsıyla yaşadığım izlenimler karşısında bunun uygun olmayacağını düşündüm ve 'Sen burada kal, kızının evi burada' dedim” diyor. Akar’ın bu ifadesi, Akın Öztürk hakkındaki ilk TSK açıklamasındaki “temize çıkarma” yaklaşımından uzak. Akın Öztürk hakkında TSK açıklaması ve Hulûsi Akar’ın ifadesi arasındaki çelişki de yanıtı aranan sorular arasında. ’Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, bu soru ve yoruma ilişkin olarak Al Jazeera’ye, TSK bildirisinin Akın Öztürk’ü ‘’temize çıkarmak’’ şeklinde anlaşılmasının doğru olmadığını söyledi. Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay'ın yaptığı ikinci açıklamada eski Hava Kuvvetleri Komutanı, YAŞ üyesi Akın Öztürk'le ilgili de bir bölüm yer almıştır. Bu açıklamada yer alan hususlar zaten Hv.K.K. Org. Abidin ÜNAL’ın savcılığa verdiği ifade de yer almaktadır. Açıklamanın bu bölümünde; “Ayrıca Hv.K.Komutanı Ankara’da AKINCI Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü AKINCI’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle AKINCI’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir.” açıklaması yer almıştır. Burada yapılan açıklamada Akın ÖZTÜRK’ü aklamaya yönelik bir ibare bulunmamakta; sadece Hv.K.Komutanı Org.Abidin ÜNAL’ın savcılık ifadesinde ne yer alıyorsa o kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Akın ÖZTÜRK’ü o gece aramış olması bir gerçektir ve bu gerçeğin ifade edilmesi de aklamaya yönelik değildir. Zira Hava Kuvvetler Komutanı Org. Abidin ÜNAL’ın o anda ulaşabildiği bütün generallere gerekli talimatları vermiştir. Org. Abidin ÜNAL’ın bu kargaşa ortamında kim darbe girişimi içinde kim değil bilmesi de zaten imkansızdı. Savcılık ifadesinde yer alan bu ifadenin yapılan Basın Açıklamasında yer almaması durumunda da “Savcılık ifadesinde yer alan bu ifade neden Basın Açıklamasında yer almadı?” sorusu sorulacaktı” Yaver: Hulûsi için Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı 15 Temmuz darbe girişimi ardından tutuklanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan, Fethullah Gülen örgütü ile ilişkisini ilk itiraf eden kişi oldu. Türkkan, savcılığa verdiği ifadede, Genelkurmay Başkanlığı dönemlerinde hem Necdet Özel’i, hem de Hulûsi Akar’ı dinleme cihazı ile dinlediğini itiraf etti: “Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa’yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom’da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip, Paşa’nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa’nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulûsi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa, Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. Şu anda Mehmet Akkurt’un nerede olduğunu bilmiyorum (15 Temmuz’da öldürüldü). Darbeye teşebbüs günü onun görevi, Genelkurmay 2. Başkanı’nı etkisiz hâle getirmekti. Bize söylenen; Yaşar Paşa Cemaatçi değildi, fakat Hulûsi için Cemaat'i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı.” Yarbay Levent Türkkan, savcılık sonrasında çıkarıldığı mahkemede 40 sayfalık ifade verdi. Türkkan, mahkemede Gülen Cemaat’i mensuplarının Hulûsi Akar hakkındaki düşüncelerini şöyle anlattı: "Abiler, Hulûsi Akar’ı seviyordu. Akar’ın darbeyi kabul edeceğini zannediyorlardı. Darbeyi onun yöneteceğini düşünüyorlardı.” Gülen Cemaati aidiyetini hem savcılıkta, hem de mahkemede itiraf eden Yarbay Türkkan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar için, “Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi ve Abiler Hulusi Akar’ı seviyordu” sözlerinin nedenleri de açıklığa kavuşması gereken konular arasında yer alıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna cevap vermedi. Ancak, yukarıdaki sorulara cevap veren ‘Akar’a yakın aynı askeri kaynak’ bu ifadenin, ‘olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışı’ olduğunu söyledi. Bu konudaki soruya verilen cevap şöyle: “Levent TÜRKKAN’ın Savcılığa verdiği ifade tamamen “abilerince” yapılan bir yorumun dile getirilmesinden ibaret olup, yaşanan olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışıdır. Her darbecinin verdiği ifadeye göre olayı yeni baştan yazmak ne derece akıl ve mantıkla bağdaşabilir?”
HULÛSİ AKAR GENELKURMAY BAŞKANI
CEVAPSIZ SORULAR
İstihbarat
Hulûsi Akar
Necdet Özel
Adil Öksüz
İLGİLİ HABERLER
Akar’ın ifadesi soruları cevaplamadı
Kuşatılmış bir Genelkurmay Başkanı
Karşılaştırmalı darbe ifadeleri
NEDEN HABER VERMEDİ? Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın, darbe girişiminin olduğu gün akşam saatlerinde, “gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceği” gerekçesiyle birliklere emir gönderirken, neden Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’a haber vermediği sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Al Jazeera Türk, 15 Temmuz’a dair soruları Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a yazılı olarak iletti. Akar’dan ya da Genelkurmay Başkanlığı’ndan resmi bir cevap gelmedi. Ancak, ‘Hulûsi Akar’a yakın bir askeri kaynak’ Al Jazeera’nin sorularının bir kısmını cevaplandırırken, bazı önemli soruları yanıtsız bıraktı.
15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından sonra herkesin gözlerini çevirdiği isim Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar oldu. Darbeye karşı çıkmış, darbecilerin imzalatmak istediği bildiriyi imzalamamış, "Kanaat önderimiz Gülen ile sizi görüştürelim" teklifini geri çevirmişti. Bu haliyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisine teşekkür edilmişti. Genelkurmay Başkanı Akar, darbe girişimi sonrasında müşteki (şikâyetçi) sıfatı ile 18 ve 19 Temmuz tarihlerinde iki ayrı oturum halinde Cumhuriyet Savcısı Ahmet Akça’ya altı sayfalık ifade verdi. İfade metninde, 18 Temmuz günü başlayan ifade verme işlemine, “müştekinin yoğun programı nedeniyle ayrılması gerektiğinden” saat 16.55 itibariyle ara verildiği, bir gün sonra Genelkurmay Karargahı’ndan bilgi verilmesi üzerine 19 Temmuz 2016 tarihinde saat 14.00 sıralarında ifade işlemine devam edildiği bilgisi yer aldı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a neden bilgi verilmedi? Genelkurmay Başkanı Akar, ifadesinde, saat 17-18 sıralarında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in yanına geldiğini ve kendisine MİT’ten gelen bilgiyi aktardığını, bu bilgiyle ilgili görüşmek üzere MİT’ten bir heyetin yolda olduğunu söylediğini belirtti: "Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile âcilen alınacak tedbirleri tartışmaya başladık. Derhâl ve öncelikle karargâhımızdaki SKKHM ile görüşüp, sadece Ankara hava sahasının değil, tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim. 2. Başkan Yaşar Güler de bu emri Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi'ne iletti ve bu şekilde tüm askeri hava araçlarının uçuşlarının durdurulması emrimiz ulaştırılmış oldu. MİT'ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi bakımından ve bilgide belirtilen uçuş faaliyetlerinin somutlaştırılması ihtimâline binaen bu hususun açıklığa kavuşturulması için Kara Kuvvetleri Komutanı'na derhâl gereken en hızlı ve etkili tedbir ile işin üzerine gidilmesi için emirlerimi verdim. Kurmay Başkanı, Merkez Komutanlığı'ndan ve Adli Müşavirlik'ten personeller alıp, Kara Havacılık Okulu'na derhâl gitmesi, olayı tereddüde yer bırakmayacak şekilde çözüp, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde almasını talimatlandırdım. Gittiğinde devamlı bilgi vermesini söyledim. Değerlendirmelerimizde gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütalaa ettik ve aldığımız bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ı telefondan arayıp, bizzat Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeni'ne gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın hiçbir sebeple birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesi yönünde tedbirler almasını emrettim. Bu şekilde öncelikle tedbirleri aldıktan sonra toplantımız bitti." Yukarıdaki ifadeden, saat 16.00’da MİT’e gelen istihbâratın ardından saat 18:30’a doğru teyidinin alınıp gerekli yerlere emirler gönderildiği anlaşılıyor. Hulûsi Akar’ın ifadesinde, yukarıdaki tedbirleri aldırmasının ardından, neden Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na bilgi vermediği konusunda bir açıklaması yok. Al Jazeera Türk bu soruyu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a iletti, ancak kendisi bir cevap vermedi. Genelkurmay Başkanı’nın bu konudaki suskunluğu sürüyor. Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden haber verilmedi? Hulûsi Akar, istihbârat teyidinin ardından; “…Tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim…” diyor. Neredeyse, tüm hava unsurlarına emirler gönderilirken, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’a haber verilmediği, Ünal’ın savcılığa verdiği ifadeden anlaşılıyor. Ünal ifadesinde şöyle diyor: “21.30 sıralarında eşim beni telefonla aradı. Genelkurmay'da görevli Hava Korgeneral Fikret Erbilgin'in gözaltına alındığını bana söyledi ve durumun ne olduğunu merak ettiğini söyledi.” Hava Kuvvetleri Komutanı, darbeden eşinin telefonu sayesinde 21.30’da haberdar olduğunu söylüyor. Ünal, ifadesinin devamında, haber almasının ardından, darbe girişimini önlemek için gerekli yerlere emirler verdiğini anlatıyor. Ünal bütün bunları yaparken İstanbul’da düğünde bulunuyordu. Ünal yine kendi ifadesine göre 23:30’da darbeciler tarafından derdest edildi. Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın tüm askeri uçuşları yasaklama emri verdiği zaman, 18.30 ile 19.00 saatleri arası. Darbecilerin kendisine gelip darbe girişimini haber verdikleri ve kendisinin tepki gösterdiği saat ise, yine kendi ifadesine göre saat 21.00’e doğru. Bu iki saat boyunca Hulûsİ Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden bilgi vermediği de yanıtı beklenen sorular arasında. ‘Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, “Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’nı bizzat aramadığını ancak, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nin Abidin Ünal ile bu bilgiyi paylaştığını” bildirdi. Al Jazeera’nin bu konuyla ilgili sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay Başkanı ihbarcıdan alınan bu bilgi üzerine Hava Kuvvetleri unsurlarına yönelik de bir tedbir alınmasının yararlı olacağını öngörüyor Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi Amiri tarafından Genelkurmay Başkanının emri tüm Kuvvet Komutanlıklarının Harekat Merkezlerine iletiliyor. Genelkurmay Başkanı, Gnkur.II’nci Başkanına da ayrıca emir veriyor ve Gnkur.II’nci Başkanı tarafından da ilaveten; Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi saat 19:06 itibariyle aranıyor ve Türk Hava Kuvvetlerine ait tüm hava araçlarının uçuşlarının durdurulması talimatı veriliyor. Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi saat 19:21 itibariyle bu bilgiyi Hv.K.K. Org Abidin ÜNAL ile paylaşıyor. Hv.K.K gerekli bütün merkezleri arayarak emrin yerine gelmesini sağlıyor ve saat 20:30 sularında Genelkurmay Başkanını arayarak emrin yerine getirildiğini bildirmek istiyor. Ancak o sırada darbeciler tarafından alıkonmuş olan Genelkurmay Başkanına çeşitli mazeretler söylenerek ulaşması engelleniyor.” Akın Öztürk iknacı mı, darbeci mi? Darbe girişiminden 6 gün sonra, 21 Temmuz tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından darbe girişimine ilişkin yapılan açıklamada, darbenin lideri olduğu öne sürülen ve hâlen tutuklu olan Emekli Orgeneral Akın Öztürk için, "...Hv.K.Komutanı Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ü arayarak kendisine, 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı'dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı'ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir" ifadesi kullanılmıştı. Bu açıklama, "TSK, Öztürk’ü temize çıkardı” şeklinde yorumlanmıştı. Oysa, Hulûsi Akar ifadesinde, darbecilerin teslim olma kararını vermelerinin ardından kendisi ile birlikte Başbakanlığa gelmek isteyen Akın Öztürk için; “Ben pozisyonu itibariyle ve gece boyunca şahsıyla yaşadığım izlenimler karşısında bunun uygun olmayacağını düşündüm ve 'Sen burada kal, kızının evi burada' dedim” diyor. Akar’ın bu ifadesi, Akın Öztürk hakkındaki ilk TSK açıklamasındaki “temize çıkarma” yaklaşımından uzak. Akın Öztürk hakkında TSK açıklaması ve Hulûsi Akar’ın ifadesi arasındaki çelişki de yanıtı aranan sorular arasında. ’Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, bu soru ve yoruma ilişkin olarak Al Jazeera’ye, TSK bildirisinin Akın Öztürk’ü ‘’temize çıkarmak’’ şeklinde anlaşılmasının doğru olmadığını söyledi. Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay'ın yaptığı ikinci açıklamada eski Hava Kuvvetleri Komutanı, YAŞ üyesi Akın Öztürk'le ilgili de bir bölüm yer almıştır. Bu açıklamada yer alan hususlar zaten Hv.K.K. Org. Abidin ÜNAL’ın savcılığa verdiği ifade de yer almaktadır. Açıklamanın bu bölümünde; “Ayrıca Hv.K.Komutanı Ankara’da AKINCI Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü AKINCI’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle AKINCI’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir.” açıklaması yer almıştır. Burada yapılan açıklamada Akın ÖZTÜRK’ü aklamaya yönelik bir ibare bulunmamakta; sadece Hv.K.Komutanı Org.Abidin ÜNAL’ın savcılık ifadesinde ne yer alıyorsa o kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Akın ÖZTÜRK’ü o gece aramış olması bir gerçektir ve bu gerçeğin ifade edilmesi de aklamaya yönelik değildir. Zira Hava Kuvvetler Komutanı Org. Abidin ÜNAL’ın o anda ulaşabildiği bütün generallere gerekli talimatları vermiştir. Org. Abidin ÜNAL’ın bu kargaşa ortamında kim darbe girişimi içinde kim değil bilmesi de zaten imkansızdı. Savcılık ifadesinde yer alan bu ifadenin yapılan Basın Açıklamasında yer almaması durumunda da “Savcılık ifadesinde yer alan bu ifade neden Basın Açıklamasında yer almadı?” sorusu sorulacaktı” Yaver: Hulûsi için Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı 15 Temmuz darbe girişimi ardından tutuklanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan, Fethullah Gülen örgütü ile ilişkisini ilk itiraf eden kişi oldu. Türkkan, savcılığa verdiği ifadede, Genelkurmay Başkanlığı dönemlerinde hem Necdet Özel’i, hem de Hulûsi Akar’ı dinleme cihazı ile dinlediğini itiraf etti: “Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa’yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom’da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip, Paşa’nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa’nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulûsi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa, Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. Şu anda Mehmet Akkurt’un nerede olduğunu bilmiyorum (15 Temmuz’da öldürüldü). Darbeye teşebbüs günü onun görevi, Genelkurmay 2. Başkanı’nı etkisiz hâle getirmekti. Bize söylenen; Yaşar Paşa Cemaatçi değildi, fakat Hulûsi için Cemaat'i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı.” Yarbay Levent Türkkan, savcılık sonrasında çıkarıldığı mahkemede 40 sayfalık ifade verdi. Türkkan, mahkemede Gülen Cemaat’i mensuplarının Hulûsi Akar hakkındaki düşüncelerini şöyle anlattı: "Abiler, Hulûsi Akar’ı seviyordu. Akar’ın darbeyi kabul edeceğini zannediyorlardı. Darbeyi onun yöneteceğini düşünüyorlardı.” Gülen Cemaati aidiyetini hem savcılıkta, hem de mahkemede itiraf eden Yarbay Türkkan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar için, “Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi ve Abiler Hulusi Akar’ı seviyordu” sözlerinin nedenleri de açıklığa kavuşması gereken konular arasında yer alıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna cevap vermedi. Ancak, yukarıdaki sorulara cevap veren ‘Akar’a yakın aynı askeri kaynak’ bu ifadenin, ‘olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışı’ olduğunu söyledi. Bu konudaki soruya verilen cevap şöyle: “Levent TÜRKKAN’ın Savcılığa verdiği ifade tamamen “abilerince” yapılan bir yorumun dile getirilmesinden ibaret olup, yaşanan olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışıdır. Her darbecinin verdiği ifadeye göre olayı yeni baştan yazmak ne derece akıl ve mantıkla bağdaşabilir?”
HULÛSİ AKAR GENELKURMAY BAŞKANI
CEVAPSIZ SORULAR
Hulûsi Akar
İstihbarat
Adil Öksüz Necdet Özel
NEDEN HABER VERMEDİ? Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın, darbe girişiminin olduğu gün akşam saatlerinde, “gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceği” gerekçesiyle birliklere emir gönderirken, neden Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’a haber vermediği sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Al Jazeera Türk, 15 Temmuz’a dair soruları Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a yazılı olarak iletti. Akar’dan ya da Genelkurmay Başkanlığı’ndan resmi bir cevap gelmedi. Ancak, ‘Hulûsi Akar’a yakın bir askeri kaynak’ Al Jazeera’nin sorularının bir kısmını cevaplandırırken, bazı önemli soruları yanıtsız bıraktı.
15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından sonra herkesin gözlerini çevirdiği isim Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar oldu. Darbeye karşı çıkmış, darbecilerin imzalatmak istediği bildiriyi imzalamamış, "Kanaat önderimiz Gülen ile sizi görüştürelim" teklifini geri çevirmişti. Bu haliyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisine teşekkür edilmişti. Genelkurmay Başkanı Akar, darbe girişimi sonrasında müşteki (şikâyetçi) sıfatı ile 18 ve 19 Temmuz tarihlerinde iki ayrı oturum halinde Cumhuriyet Savcısı Ahmet Akça’ya altı sayfalık ifade verdi. İfade metninde, 18 Temmuz günü başlayan ifade verme işlemine, “müştekinin yoğun programı nedeniyle ayrılması gerektiğinden” saat 16.55 itibariyle ara verildiği, bir gün sonra Genelkurmay Karargahı’ndan bilgi verilmesi üzerine 19 Temmuz 2016 tarihinde saat 14.00 sıralarında ifade işlemine devam edildiği bilgisi yer aldı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a neden bilgi verilmedi? Genelkurmay Başkanı Akar, ifadesinde, saat 17-18 sıralarında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in yanına geldiğini ve kendisine MİT’ten gelen bilgiyi aktardığını, bu bilgiyle ilgili görüşmek üzere MİT’ten bir heyetin yolda olduğunu söylediğini belirtti: "Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile âcilen alınacak tedbirleri tartışmaya başladık. Derhâl ve öncelikle karargâhımızdaki SKKHM ile görüşüp, sadece Ankara hava sahasının değil, tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim. 2. Başkan Yaşar Güler de bu emri Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi'ne iletti ve bu şekilde tüm askeri hava araçlarının uçuşlarının durdurulması emrimiz ulaştırılmış oldu. MİT'ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi bakımından ve bilgide belirtilen uçuş faaliyetlerinin somutlaştırılması ihtimâline binaen bu hususun açıklığa kavuşturulması için Kara Kuvvetleri Komutanı'na derhâl gereken en hızlı ve etkili tedbir ile işin üzerine gidilmesi için emirlerimi verdim. Kurmay Başkanı, Merkez Komutanlığı'ndan ve Adli Müşavirlik'ten personeller alıp, Kara Havacılık Okulu'na derhâl gitmesi, olayı tereddüde yer bırakmayacak şekilde çözüp, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde almasını talimatlandırdım. Gittiğinde devamlı bilgi vermesini söyledim. Değerlendirmelerimizde gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütalaa ettik ve aldığımız bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ı telefondan arayıp, bizzat Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeni'ne gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın hiçbir sebeple birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesi yönünde tedbirler almasını emrettim. Bu şekilde öncelikle tedbirleri aldıktan sonra toplantımız bitti." Yukarıdaki ifadeden, saat 16.00’da MİT’e gelen istihbâratın ardından saat 18:30’a doğru teyidinin alınıp gerekli yerlere emirler gönderildiği anlaşılıyor. Hulûsi Akar’ın ifadesinde, yukarıdaki tedbirleri aldırmasının ardından, neden Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na bilgi vermediği konusunda bir açıklaması yok. Al Jazeera Türk bu soruyu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a iletti, ancak kendisi bir cevap vermedi. Genelkurmay Başkanı’nın bu konudaki suskunluğu sürüyor. Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden haber verilmedi? Hulûsi Akar, istihbârat teyidinin ardından; “…Tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim…” diyor. Neredeyse, tüm hava unsurlarına emirler gönderilirken, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’a haber verilmediği, Ünal’ın savcılığa verdiği ifadeden anlaşılıyor. Ünal ifadesinde şöyle diyor: “21.30 sıralarında eşim beni telefonla aradı. Genelkurmay'da görevli Hava Korgeneral Fikret Erbilgin'in gözaltına alındığını bana söyledi ve durumun ne olduğunu merak ettiğini söyledi.” Hava Kuvvetleri Komutanı, darbeden eşinin telefonu sayesinde 21.30’da haberdar olduğunu söylüyor. Ünal, ifadesinin devamında, haber almasının ardından, darbe girişimini önlemek için gerekli yerlere emirler verdiğini anlatıyor. Ünal bütün bunları yaparken İstanbul’da düğünde bulunuyordu. Ünal yine kendi ifadesine göre 23:30’da darbeciler tarafından derdest edildi. Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın tüm askeri uçuşları yasaklama emri verdiği zaman, 18.30 ile 19.00 saatleri arası. Darbecilerin kendisine gelip darbe girişimini haber verdikleri ve kendisinin tepki gösterdiği saat ise, yine kendi ifadesine göre saat 21.00’e doğru. Bu iki saat boyunca Hulûsİ Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden bilgi vermediği de yanıtı beklenen sorular arasında. ‘Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, “Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’nı bizzat aramadığını ancak, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nin Abidin Ünal ile bu bilgiyi paylaştığını” bildirdi. Al Jazeera’nin bu konuyla ilgili sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay Başkanı ihbarcıdan alınan bu bilgi üzerine Hava Kuvvetleri unsurlarına yönelik de bir tedbir alınmasının yararlı olacağını öngörüyor Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi Amiri tarafından Genelkurmay Başkanının emri tüm Kuvvet Komutanlıklarının Harekat Merkezlerine iletiliyor. Genelkurmay Başkanı, Gnkur.II’nci Başkanına da ayrıca emir veriyor ve Gnkur.II’nci Başkanı tarafından da ilaveten; Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi saat 19:06 itibariyle aranıyor ve Türk Hava Kuvvetlerine ait tüm hava araçlarının uçuşlarının durdurulması talimatı veriliyor. Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi saat 19:21 itibariyle bu bilgiyi Hv.K.K. Org Abidin ÜNAL ile paylaşıyor. Hv.K.K gerekli bütün merkezleri arayarak emrin yerine gelmesini sağlıyor ve saat 20:30 sularında Genelkurmay Başkanını arayarak emrin yerine getirildiğini bildirmek istiyor. Ancak o sırada darbeciler tarafından alıkonmuş olan Genelkurmay Başkanına çeşitli mazeretler söylenerek ulaşması engelleniyor.” Akın Öztürk iknacı mı, darbeci mi? Darbe girişiminden 6 gün sonra, 21 Temmuz tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından darbe girişimine ilişkin yapılan açıklamada, darbenin lideri olduğu öne sürülen ve hâlen tutuklu olan Emekli Orgeneral Akın Öztürk için, "...Hv.K.Komutanı Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ü arayarak kendisine, 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı'dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı'ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir" ifadesi kullanılmıştı. Bu açıklama, "TSK, Öztürk’ü temize çıkardı” şeklinde yorumlanmıştı. Oysa, Hulûsi Akar ifadesinde, darbecilerin teslim olma kararını vermelerinin ardından kendisi ile birlikte Başbakanlığa gelmek isteyen Akın Öztürk için; “Ben pozisyonu itibariyle ve gece boyunca şahsıyla yaşadığım izlenimler karşısında bunun uygun olmayacağını düşündüm ve 'Sen burada kal, kızının evi burada' dedim” diyor. Akar’ın bu ifadesi, Akın Öztürk hakkındaki ilk TSK açıklamasındaki “temize çıkarma” yaklaşımından uzak. Akın Öztürk hakkında TSK açıklaması ve Hulûsi Akar’ın ifadesi arasındaki çelişki de yanıtı aranan sorular arasında. ’Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, bu soru ve yoruma ilişkin olarak Al Jazeera’ye, TSK bildirisinin Akın Öztürk’ü ‘’temize çıkarmak’’ şeklinde anlaşılmasının doğru olmadığını söyledi. Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay'ın yaptığı ikinci açıklamada eski Hava Kuvvetleri Komutanı, YAŞ üyesi Akın Öztürk'le ilgili de bir bölüm yer almıştır. Bu açıklamada yer alan hususlar zaten Hv.K.K. Org. Abidin ÜNAL’ın savcılığa verdiği ifade de yer almaktadır. Açıklamanın bu bölümünde; “Ayrıca Hv.K.Komutanı Ankara’da AKINCI Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü AKINCI’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle AKINCI’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir.” açıklaması yer almıştır. Burada yapılan açıklamada Akın ÖZTÜRK’ü aklamaya yönelik bir ibare bulunmamakta; sadece Hv.K.Komutanı Org.Abidin ÜNAL’ın savcılık ifadesinde ne yer alıyorsa o kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Akın ÖZTÜRK’ü o gece aramış olması bir gerçektir ve bu gerçeğin ifade edilmesi de aklamaya yönelik değildir. Zira Hava Kuvvetler Komutanı Org. Abidin ÜNAL’ın o anda ulaşabildiği bütün generallere gerekli talimatları vermiştir. Org. Abidin ÜNAL’ın bu kargaşa ortamında kim darbe girişimi içinde kim değil bilmesi de zaten imkansızdı. Savcılık ifadesinde yer alan bu ifadenin yapılan Basın Açıklamasında yer almaması durumunda da “Savcılık ifadesinde yer alan bu ifade neden Basın Açıklamasında yer almadı?” sorusu sorulacaktı” Yaver: Hulûsi için Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı 15 Temmuz darbe girişimi ardından tutuklanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan, Fethullah Gülen örgütü ile ilişkisini ilk itiraf eden kişi oldu. Türkkan, savcılığa verdiği ifadede, Genelkurmay Başkanlığı dönemlerinde hem Necdet Özel’i, hem de Hulûsi Akar’ı dinleme cihazı ile dinlediğini itiraf etti: “Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa’yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom’da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip, Paşa’nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa’nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulûsi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa, Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. Şu anda Mehmet Akkurt’un nerede olduğunu bilmiyorum (15 Temmuz’da öldürüldü). Darbeye teşebbüs günü onun görevi, Genelkurmay 2. Başkanı’nı etkisiz hâle getirmekti. Bize söylenen; Yaşar Paşa Cemaatçi değildi, fakat Hulûsi için Cemaat'i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı.” Yarbay Levent Türkkan, savcılık sonrasında çıkarıldığı mahkemede 40 sayfalık ifade verdi. Türkkan, mahkemede Gülen Cemaat’i mensuplarının Hulûsi Akar hakkındaki düşüncelerini şöyle anlattı: "Abiler, Hulûsi Akar’ı seviyordu. Akar’ın darbeyi kabul edeceğini zannediyorlardı. Darbeyi onun yöneteceğini düşünüyorlardı.” Gülen Cemaati aidiyetini hem savcılıkta, hem de mahkemede itiraf eden Yarbay Türkkan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar için, “Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi ve Abiler Hulusi Akar’ı seviyordu” sözlerinin nedenleri de açıklığa kavuşması gereken konular arasında yer alıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna cevap vermedi. Ancak, yukarıdaki sorulara cevap veren ‘Akar’a yakın aynı askeri kaynak’ bu ifadenin, ‘olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışı’ olduğunu söyledi. Bu konudaki soruya verilen cevap şöyle: “Levent TÜRKKAN’ın Savcılığa verdiği ifade tamamen “abilerince” yapılan bir yorumun dile getirilmesinden ibaret olup, yaşanan olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışıdır. Her darbecinin verdiği ifadeye göre olayı yeni baştan yazmak ne derece akıl ve mantıkla bağdaşabilir?”
İLGİLİ HABERLER
Akar’ın ifadesi soruları cevaplamadı
Kuşatılmış bir Genelkurmay Başkanı
Karşılaştırmalı darbe ifadeleri
HULÛSİ AKAR GENELKURMAY BAŞKANI
CEVAPSIZ SORULAR
Hulûsi Akar
İstihbarat
Adil Öksüz Necdet Özel
NEDEN HABER VERMEDİ? Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın, darbe girişiminin olduğu gün akşam saatlerinde, “gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceği” gerekçesiyle birliklere emir gönderirken, neden Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’a haber vermediği sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Al Jazeera Türk, 15 Temmuz’a dair soruları Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a yazılı olarak iletti. Akar’dan ya da Genelkurmay Başkanlığı’ndan resmi bir cevap gelmedi. Ancak, ‘Hulûsi Akar’a yakın bir askeri kaynak’ Al Jazeera’nin sorularının bir kısmını cevaplandırırken, bazı önemli soruları yanıtsız bıraktı.
15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından sonra herkesin gözlerini çevirdiği isim Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar oldu. Darbeye karşı çıkmış, darbecilerin imzalatmak istediği bildiriyi imzalamamış, "Kanaat önderimiz Gülen ile sizi görüştürelim" teklifini geri çevirmişti. Bu haliyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisine teşekkür edilmişti. Genelkurmay Başkanı Akar, darbe girişimi sonrasında müşteki (şikâyetçi) sıfatı ile 18 ve 19 Temmuz tarihlerinde iki ayrı oturum halinde Cumhuriyet Savcısı Ahmet Akça’ya altı sayfalık ifade verdi. İfade metninde, 18 Temmuz günü başlayan ifade verme işlemine, “müştekinin yoğun programı nedeniyle ayrılması gerektiğinden” saat 16.55 itibariyle ara verildiği, bir gün sonra Genelkurmay Karargahı’ndan bilgi verilmesi üzerine 19 Temmuz 2016 tarihinde saat 14.00 sıralarında ifade işlemine devam edildiği bilgisi yer aldı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a neden bilgi verilmedi? Genelkurmay Başkanı Akar, ifadesinde, saat 17-18 sıralarında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in yanına geldiğini ve kendisine MİT’ten gelen bilgiyi aktardığını, bu bilgiyle ilgili görüşmek üzere MİT’ten bir heyetin yolda olduğunu söylediğini belirtti: "Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile âcilen alınacak tedbirleri tartışmaya başladık. Derhâl ve öncelikle karargâhımızdaki SKKHM ile görüşüp, sadece Ankara hava sahasının değil, tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim. 2. Başkan Yaşar Güler de bu emri Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi'ne iletti ve bu şekilde tüm askeri hava araçlarının uçuşlarının durdurulması emrimiz ulaştırılmış oldu. MİT'ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi bakımından ve bilgide belirtilen uçuş faaliyetlerinin somutlaştırılması ihtimâline binaen bu hususun açıklığa kavuşturulması için Kara Kuvvetleri Komutanı'na derhâl gereken en hızlı ve etkili tedbir ile işin üzerine gidilmesi için emirlerimi verdim. Kurmay Başkanı, Merkez Komutanlığı'ndan ve Adli Müşavirlik'ten personeller alıp, Kara Havacılık Okulu'na derhâl gitmesi, olayı tereddüde yer bırakmayacak şekilde çözüp, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde almasını talimatlandırdım. Gittiğinde devamlı bilgi vermesini söyledim. Değerlendirmelerimizde gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütalaa ettik ve aldığımız bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ı telefondan arayıp, bizzat Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeni'ne gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın hiçbir sebeple birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesi yönünde tedbirler almasını emrettim. Bu şekilde öncelikle tedbirleri aldıktan sonra toplantımız bitti." Yukarıdaki ifadeden, saat 16.00’da MİT’e gelen istihbâratın ardından saat 18:30’a doğru teyidinin alınıp gerekli yerlere emirler gönderildiği anlaşılıyor. Hulûsi Akar’ın ifadesinde, yukarıdaki tedbirleri aldırmasının ardından, neden Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na bilgi vermediği konusunda bir açıklaması yok. Al Jazeera Türk bu soruyu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’a iletti, ancak kendisi bir cevap vermedi. Genelkurmay Başkanı’nın bu konudaki suskunluğu sürüyor. Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden haber verilmedi? Hulûsi Akar, istihbârat teyidinin ardından; “…Tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim…” diyor. Neredeyse, tüm hava unsurlarına emirler gönderilirken, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’a haber verilmediği, Ünal’ın savcılığa verdiği ifadeden anlaşılıyor. Ünal ifadesinde şöyle diyor: “21.30 sıralarında eşim beni telefonla aradı. Genelkurmay'da görevli Hava Korgeneral Fikret Erbilgin'in gözaltına alındığını bana söyledi ve durumun ne olduğunu merak ettiğini söyledi.” Hava Kuvvetleri Komutanı, darbeden eşinin telefonu sayesinde 21.30’da haberdar olduğunu söylüyor. Ünal, ifadesinin devamında, haber almasının ardından, darbe girişimini önlemek için gerekli yerlere emirler verdiğini anlatıyor. Ünal bütün bunları yaparken İstanbul’da düğünde bulunuyordu. Ünal yine kendi ifadesine göre 23:30’da darbeciler tarafından derdest edildi. Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar’ın tüm askeri uçuşları yasaklama emri verdiği zaman, 18.30 ile 19.00 saatleri arası. Darbecilerin kendisine gelip darbe girişimini haber verdikleri ve kendisinin tepki gösterdiği saat ise, yine kendi ifadesine göre saat 21.00’e doğru. Bu iki saat boyunca Hulûsİ Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’na neden bilgi vermediği de yanıtı beklenen sorular arasında. ‘Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, “Akar’ın Hava Kuvvetleri Komutanı’nı bizzat aramadığını ancak, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi’nin Abidin Ünal ile bu bilgiyi paylaştığını” bildirdi. Al Jazeera’nin bu konuyla ilgili sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay Başkanı ihbarcıdan alınan bu bilgi üzerine Hava Kuvvetleri unsurlarına yönelik de bir tedbir alınmasının yararlı olacağını öngörüyor Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi Amiri tarafından Genelkurmay Başkanının emri tüm Kuvvet Komutanlıklarının Harekat Merkezlerine iletiliyor. Genelkurmay Başkanı, Gnkur.II’nci Başkanına da ayrıca emir veriyor ve Gnkur.II’nci Başkanı tarafından da ilaveten; Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi saat 19:06 itibariyle aranıyor ve Türk Hava Kuvvetlerine ait tüm hava araçlarının uçuşlarının durdurulması talimatı veriliyor. Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi saat 19:21 itibariyle bu bilgiyi Hv.K.K. Org Abidin ÜNAL ile paylaşıyor. Hv.K.K gerekli bütün merkezleri arayarak emrin yerine gelmesini sağlıyor ve saat 20:30 sularında Genelkurmay Başkanını arayarak emrin yerine getirildiğini bildirmek istiyor. Ancak o sırada darbeciler tarafından alıkonmuş olan Genelkurmay Başkanına çeşitli mazeretler söylenerek ulaşması engelleniyor.” Akın Öztürk iknacı mı, darbeci mi? Darbe girişiminden 6 gün sonra, 21 Temmuz tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından darbe girişimine ilişkin yapılan açıklamada, darbenin lideri olduğu öne sürülen ve hâlen tutuklu olan Emekli Orgeneral Akın Öztürk için, "...Hv.K.Komutanı Ankara’da Akıncı Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ü arayarak kendisine, 4’üncü Ana Jet Üssü Akıncı'dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle Akıncı'ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir" ifadesi kullanılmıştı. Bu açıklama, "TSK, Öztürk’ü temize çıkardı” şeklinde yorumlanmıştı. Oysa, Hulûsi Akar ifadesinde, darbecilerin teslim olma kararını vermelerinin ardından kendisi ile birlikte Başbakanlığa gelmek isteyen Akın Öztürk için; “Ben pozisyonu itibariyle ve gece boyunca şahsıyla yaşadığım izlenimler karşısında bunun uygun olmayacağını düşündüm ve 'Sen burada kal, kızının evi burada' dedim” diyor. Akar’ın bu ifadesi, Akın Öztürk hakkındaki ilk TSK açıklamasındaki “temize çıkarma” yaklaşımından uzak. Akın Öztürk hakkında TSK açıklaması ve Hulûsi Akar’ın ifadesi arasındaki çelişki de yanıtı aranan sorular arasında. ’Hulûsi Akar’a yakın askeri kaynak’, bu soru ve yoruma ilişkin olarak Al Jazeera’ye, TSK bildirisinin Akın Öztürk’ü ‘’temize çıkarmak’’ şeklinde anlaşılmasının doğru olmadığını söyledi. Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna verilen cevap şöyle: “Genelkurmay'ın yaptığı ikinci açıklamada eski Hava Kuvvetleri Komutanı, YAŞ üyesi Akın Öztürk'le ilgili de bir bölüm yer almıştır. Bu açıklamada yer alan hususlar zaten Hv.K.K. Org. Abidin ÜNAL’ın savcılığa verdiği ifade de yer almaktadır. Açıklamanın bu bölümünde; “Ayrıca Hv.K.Komutanı Ankara’da AKINCI Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü AKINCI’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle AKINCI’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir.” açıklaması yer almıştır. Burada yapılan açıklamada Akın ÖZTÜRK’ü aklamaya yönelik bir ibare bulunmamakta; sadece Hv.K.Komutanı Org.Abidin ÜNAL’ın savcılık ifadesinde ne yer alıyorsa o kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Akın ÖZTÜRK’ü o gece aramış olması bir gerçektir ve bu gerçeğin ifade edilmesi de aklamaya yönelik değildir. Zira Hava Kuvvetler Komutanı Org. Abidin ÜNAL’ın o anda ulaşabildiği bütün generallere gerekli talimatları vermiştir. Org. Abidin ÜNAL’ın bu kargaşa ortamında kim darbe girişimi içinde kim değil bilmesi de zaten imkansızdı. Savcılık ifadesinde yer alan bu ifadenin yapılan Basın Açıklamasında yer almaması durumunda da “Savcılık ifadesinde yer alan bu ifade neden Basın Açıklamasında yer almadı?” sorusu sorulacaktı” Yaver: Hulûsi için Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı 15 Temmuz darbe girişimi ardından tutuklanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulûsi Akar’ın emir subayı Yarbay Levent Türkkan, Fethullah Gülen örgütü ile ilişkisini ilk itiraf eden kişi oldu. Türkkan, savcılığa verdiği ifadede, Genelkurmay Başkanlığı dönemlerinde hem Necdet Özel’i, hem de Hulûsi Akar’ı dinleme cihazı ile dinlediğini itiraf etti: “Cemaat yapılanması adına bana verilen örgütsel görevleri de yerine getirmeye başladım. Özel Paşa’yı dinleme cihazıyla sürekli dinliyordum. Murat abiden önceki ismini hatırlayamadığım Türk Telekom’da çalışan abi, bana dinleme cihazını verip, Paşa’nın sesini kaydetmem talimatını verdi. Paşa’nın her gün sesini kaydettim. Necdet Özel Paşa döneminde iki yıl Hulûsi Akar Paşa, iki yıl da Yaşar Güler Paşa, Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin de emir subayı arkadaşım Binbaşı Mehmet Akkurt’tu. Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin bir mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. Şu anda Mehmet Akkurt’un nerede olduğunu bilmiyorum (15 Temmuz’da öldürüldü). Darbeye teşebbüs günü onun görevi, Genelkurmay 2. Başkanı’nı etkisiz hâle getirmekti. Bize söylenen; Yaşar Paşa Cemaatçi değildi, fakat Hulûsi için Cemaat'i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi diyorlardı.” Yarbay Levent Türkkan, savcılık sonrasında çıkarıldığı mahkemede 40 sayfalık ifade verdi. Türkkan, mahkemede Gülen Cemaat’i mensuplarının Hulûsi Akar hakkındaki düşüncelerini şöyle anlattı: "Abiler, Hulûsi Akar’ı seviyordu. Akar’ın darbeyi kabul edeceğini zannediyorlardı. Darbeyi onun yöneteceğini düşünüyorlardı.” Gülen Cemaati aidiyetini hem savcılıkta, hem de mahkemede itiraf eden Yarbay Türkkan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulûsi Akar için, “Cemaat’i seven, sempatizan, zarar vermeyen kişi ve Abiler Hulusi Akar’ı seviyordu” sözlerinin nedenleri de açıklığa kavuşması gereken konular arasında yer alıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, Al Jazeera’nin bu konudaki sorusuna cevap vermedi. Ancak, yukarıdaki sorulara cevap veren ‘Akar’a yakın aynı askeri kaynak’ bu ifadenin, ‘olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışı’ olduğunu söyledi. Bu konudaki soruya verilen cevap şöyle: “Levent TÜRKKAN’ın Savcılığa verdiği ifade tamamen “abilerince” yapılan bir yorumun dile getirilmesinden ibaret olup, yaşanan olayların akışından da anlaşılacağı üzere gerçek dışıdır. Her darbecinin verdiği ifadeye göre olayı yeni baştan yazmak ne derece akıl ve mantıkla bağdaşabilir?”
İLGİLİ HABERLER
Akar’ın ifadesi soruları cevaplamadı
Kuşatılmış bir Genelkurmay Başkanı
Karşılaştırmalı darbe ifadeleri